Warning: htmlspecialchars(): charset `ISO-8859-9' not supported, assuming utf-8 in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php on line 53

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php:53) in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/includes/page_header_review.php on line 505

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php:53) in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/includes/page_header_review.php on line 507

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/posting.php:53) in /homepages/14/d311014336/htdocs/forum/modules/phpBB2/includes/page_header_review.php on line 508
Forums d'A TA TURQUIE :: Revue du sujet - Günümüz Türkiyesi
Auteur Message
Invité
MessagePosté le: 27 Sep 2019 12:07    Sujet du message:




.
SelimIII
MessagePosté le: 24 Sep 2019 18:20    Sujet du message:

Aslinda bu yazinin yeri obur konu ama, ne yapalim korkmamak elde degil ya da site yoneticisini zora sokamamak lazim.


Neden musluman olduklari iki de bir soyleyen insanlar bu kadar acimasiz, bu kadar toleransdan mahrum olabilirler, Mevlana'ya, Yunus'a gonderme yaparlar bir de...


Citation:

Neslican

24 Eylül 2019 / Sozcu

Yılmaz Özdil












Berkin.
15 yaşındaydı, bibergazı kapsülüyle kafasından vuruldu, komaya girdi, o halde yatarken 16 kiloya kadar düştü, Türkiye tarihinin gördüğü vebali en ağır 16 kiloydu, kısacık ömrünün son beş gününde, beynindeki hasar nedeniyle epilepsi krizi geçirdi, kalbi durdu, makineye bağladılar, akciğerinde hava deliği oluştu, beyin fonksiyonları çalışamaz hale geldi, iç organlarındaki yıkım büyüdü, vurulduğunda yaz mevsimiydi, sonbahar geçti, kış geçti, üç mevsim direndi, 269 gün dayanabildi, son nefesini verdi.

Miting meydanında kitle halinde yuhladılar.
Evladını elleriyle toprağa veren annesini yuhladılar.

Ethem öldü, kaynakçıydı.
Abdocan öldü, narenciye paketleme tesisinde asgari ücretliydi.
Ali İsmail öldü, babası inşaat işçisiydi.
Mehmet öldü, garsondu, babası pazarcıydı.
Ahmet öldü, üniversite mezunu işsizdi, inşaatlarda amelelik yapıyordu.
Berkin öldü, babası işsizdi.

“Bir avuç kaymak tabaka” dediler.
“Elit semtlerde oturuyorlar” dediler.
Her mitingte yuhladılar.
Küfrettiler.


Özgür, Elif, Can, Büşra, Tarık, Ceren, Oğuzhan, bir de kedileri vardı, Nohut… Bilkent Üniversitesi öğrencisiydiler, hukuk, uluslararası ilişkiler, turizm, iç mimarlık, siyaset bilimi, ticaret yönetimi, kimya okuyorlardı, 18-19 yaşındaydılar. Yılbaşı gecesini Özgür'ün evinde geçiriyorlardı, doğalgaz zehirlenmesinden hayatlarını kaybettiler.

Sorumluların yakasına yapışacaklarına, aman belediye zarar görmesin diye çocuklara saldırdılar, polis kayıtlarına göre resmen “yalan” olmasına rağmen “üstleri yarı çıplaktı” dediler. Yandaş medya alenen iftira manşeti attı, “kızlı erkekli alkolden öldüler” diye yazdı.

Pamir, bebekti.
Üç yaşındaydı.
Zekeriyaköy'de ailesi uyurken minik adımlarla evden çıktı, kayboldu, tüm Türkiye nefesini tutarak arama çalışmalarını takip etti, maalesef komşu villanın yosunla kaplanmış havuzunda cansız bulundu.

“Annesi Gezi eylemcisiymiş” dediler.
“Annesi Aleviymiş” dediler.
“Annesi DHKP-C'liymiş” dediler.
“Ailesi beyaz Türkmüş” dediler.
“Villalarda matem var vah vah” diye yazdılar.

La Diva Turca, dünyaca ünlü sopranomuz Leyla Gencer vefat etti, vasiyeti üzerine bedeni yakıldı, İstanbul Boğazı'na serpildi.
Yandaş gazetede “küllerinizle suyumuzu kirletmeyin” diye yazdılar.


Profesör Türkan Saylan vefat etti.
Akp'nin akil gazetecisi “bizim ölülerimiz ayrı, bunların ölüleri ayrı” diye yazdı, “ölülerin arkasından konuşulmaz diye bir kural yok” diye yazdı.
Kemoterapi nedeniyle dökülen saçlarını örtmek için kullandığı boneyi kastederek “hayatı boyunca başörtüsü düşmanlığı yaptı ama, ömrünün son zamanlarını başörtüsüyle yaşadı!” diye yazdılar.

Zeki Alasya vefat etti.
“Rahmet okunmamalı, cenazesi camiden kaldırılmamalı” diye yazdılar.
Levent Kırca vefat etti.
“Müslümanlara zehir saçan alkolik tiyatrocu öldü” diye yazdılar.
Tarık Akan vefat etti.
Akp'li trol hesaplarında “cuma bereketiyle geldi” dediler, “ateşi bol olsun” dediler, “elhamdülillah bir RTE düşmanı daha gitti” dediler, “geberdi melun” dediler, “artık cehennemde rol kesersin” dediler.
Profesör Yaşar Nuri Öztürk vefat etti.
Yandaş gazetede “bunun cenaze namazı kılınacak mı?” diye yazdılar.
Kamer Genç vefat etti.
Akp belediye başkan yardımcısı “Allah düşmanları bir bir gidiyor” dedi.

Mustafa Koç vefat etti.
Yandaş gazetede “denize işediği için para cezasına mahkum olmuştu” diye yazdılar, “mübarek cuma günü defnedebilirlerdi, pazar gününü tercih ettiler!” diye yazdılar, “önce yahudi adetlerini yerine getirsinler, sonra şakacıktan müslümanmış gibi gömerler” diye yazdılar, “işbirlikçi komprodor ölmüş, ölmemiş kime ne” diye yazdılar.

Ankara Garı'nda bomba patladı.
Tarihimizin en ağır terör saldırısıydı, 109 insanımız hayatını kaybetti.

Konya'daki milli maçta güya saygı duruşu yapıldı, patlamada hayatını kaybeden insanlarımız yuhlandı, ıslıklandı.
Sosyal medya hesabında canlı bombaya fatiha okuyanlar oldu.
TRT'de “ölenlerin hepsini aynı kefeye koymayın, oradan geçen masum insanlar da vardı, kurunun yanında yaş da yanmasın” mesajı okundu, spiker “aynen katılıyorum” dedi!

Dubai'den gelen özel uçak İran'da düştü, ikisi pilot biri hostes, 11 pırıl pırıl genç kızımız hayatını kaybetti.

“Mevlütten dönmüyorlardı” diye yazan oldu.
“Bekarlığa veda partisi veriyorlardı, topluca bekarlığa veda ettiler” diye yazanlar oldu.
“Dünya bunlardan kurtuldu” diye yazan bile oldu.

Çocuğuna okulun istediği pantolonu alamayan 45 yaşındaki işsiz baba, kendini astı, cebinden sadece 20 lira çıktı.
Yandaş eğitim sendikası başkanı “pantolon ajitasyonu” dedi.
Yandaş televizyonlarda “sayın cumhurbaşkanımıza zarar vermek için bu tür olayları sanki ekonomik kriz varmış gibi çarpıtıyorlar” denildi.

Alanyaspor kafilesi trafik kazası geçirdi, Çek futbolcu Josef Sural hayatını kaybetti.
Trollere gerek kalmadı, müftülük tweet attı, “müslüman olmayanlara rahmet dilemeyin” dedi, “bir kimse iman etmeyip küfür üzere öldükten sonra, başkalarının onun için yapacağı dualar geçersiz olur” dedi.

Neslican vefat etti.

“Herkes cennete kavuştu diyor, bu çıplaklıkla biraz zor” dediler.
“Bir primciden daha kurtulduk” dediler.
Dökülen saçlarıyla fotoğrafını yayınlayıp “keltoş” dediler.
“Laik” olduğu için “ölüm bilinci” olmadığını bile söylediler.
İsminin önünde “profesör” ve “rektör” sıfatı bulunan akp yandaşı akademisyen, “seküler dünyanın dünyasallaşma rüzgarına kapılan Neslican'ın, dinin gücünden faydalanamadığını, bu yüzden acı çektiğini” söyledi.

Sadece hukukunu, demokrasisini kaybetmedi bu ülke…
İnsanlığını kaybetti.
İnsanlıktan çıktı.


Tek tesellimiz var.
Her tweette… Kara cehaletleri, kapkara kalpleri, zifiri karanlık vicdanlarıyla “ak” dedikleri zihniyetin, kara kaplı tarihini yazıyorlar.




Gel de için kararmasin...
cengiz-han
MessagePosté le: 22 Sep 2019 2:03    Sujet du message:





Crying or Very sad
cengiz-han
MessagePosté le: 22 Sep 2019 2:01    Sujet du message:



Crying or Very sad
cengiz-han
MessagePosté le: 22 Sep 2019 2:01    Sujet du message:


Crying or Very sad
SelimIII
MessagePosté le: 19 Sep 2019 13:41    Sujet du message:

“Altı yaşındaki çocukla evlenilebilir” şeklindeki skandal sözleriyle bilinen Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nureddin Yıldız, yine kadınları hedef aldı.

“İstanbul'dan Bolu'ya tek başına bir hanımefendi gidemez”
https://www.dailymotion.com/video/x7ldvz3

ya da
http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/1587122/_istanbul_dan_Bolu_ya_tek_basina_bir_hanimefendi_gidemez_.html
SelimIII
MessagePosté le: 17 Sep 2019 13:48    Sujet du message:




Exclamation
cengiz-han
MessagePosté le: 15 Sep 2019 23:04    Sujet du message:



http://www.mavikocaeli.com.tr/haber-detay-60697.html
murat_erpuyan
MessagePosté le: 23 Juin 2019 18:09    Sujet du message:

Gelismis modern bir ülke olmak kolay olmuyor, herseyi yaptigini iddia eden bir iktidar doneminde bile :

Citation:
Merdiven çıkamayan seçmene 3’üncü katta sandık!
Beşiktaş’ta oy kullanmak isteyen bir vatandaş, sağlık sorunları nedeniyle 3'üncü katta bulunan sandığa çıkamayınca, yardımsever vatandaşlar tarafından sandalye ile sandığa taşındı.

videosu :
https://dai.ly/x7bqgh3

https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/merdiven-cikamayan-secmene-3uncu-katta-sandik-5193137/





<
murat_erpuyan
MessagePosté le: 16 Juin 2019 2:29    Sujet du message:

S-400 karari oyle ya da boyle Turkiye'yi zor duruma dusurecek.
ABD Genelkurmay Baskanina gonderilen mektubu basina sizdirmis.
Bu konuda "esek gibi arkada" durmamak için istifa eden bir amiralin yorumunu okumakta yarar var, biraz bilgi sahibi olmak için.

Citation:
ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’nın Hulusi Akar’a gönderdiği yenilir yutulur ve hazmedilir olmayan mektupla ilgili olarak, iktidar tarafında alçak perdeden “müttefiklik ruhuna uygun değil” gibi serzenişten ve yakınmadan öte bir reaksiyon göremedik. Halbuki, daha önce bu mektupla yaşadığımız aşağılanmanın yüzde biri bile olmayan durumlarda nasıl “Ey Amerika! Ey Avrupa! Ey Rusya! Ey Mısır!” dendiğini bildiğimizden, çok ciddi ve okkalı bir tepki beklerdik, hiç değilse halk beklerdi ama olmadı. Çünkü iktidar, çok ama çok zor durumda!

devami >>>
http://bit.ly/2XLFOEK




<
cengiz-han
MessagePosté le: 09 Juin 2019 2:34    Sujet du message:

Citation:

Sayın Cumhurbaşkanım!

“Karınlarını biz doyuruyoruz, oy vermiyorlar" diyorsunuz da; Siz kaç yıldır elektrik faturası ödemiyorsunuz?

Doğalgaz mesela, hiç böyle bir fatura gördünüz mü?

Peki hiç arabanızı benzin istasyonuna çekip, kendi benzininizi aldınız mı? Hem de kendi paranızla ama…

Mesela siz, çocuğun bu sene yurt masrafı ne olacak diye düşündünüz mü? Sınava giriş ücretini ödeyemediğiniz için, sınava sokamadığınız evladınız oldu mu? Doğru söyleyin lütfen, Emine hanım, pazarda peynirin kilosunun kaç tl olduğunu bilmeyeli kaç sene oldu? İlk evinizi nasıl aldınız? Kaç senedir kira ödemiyorsunuz? Sıfırdan gelip, kaç mülkünüz oldu? O milyonluk araçlara sahip olmadan önce, onları ilk ve ancak rüyada görebiliyor olmanızin üstünden kaç sene geçti? Adına kesilmiş tek bir fatura görmeden 30 yılı aşkın bir zaman yaşamak nasıl bir duygu? Tatile ya da doğdugun yerlere giderken bütce planlaması yapmak zorunda olmadan kaç yıl geçirdiniz? "Elbette ki en lüks uçak bana ait olmalı" diyecek ruh haline ve imkanlara sahip olalı kac sene oldu? Bunların hic biri artik sizin sorununuz değil, neden mi? Çünkü o faturaların hepsini biz ödüyoruz. Boğazınızdan geçen her bir lokmanın ücretini biz ödüyoruz. Size saraylar yaptırıyoruz. Dünyanın en pahalı makam uçaklarını alıyoruz size. Dünyanın en pahalı arabalarını alıyoruz size ve çocuklarınıza. Çocuklarinızın hepsini yurtdışında, en pahalı okullarda okuttuk mesela, hem de bizimkiler sınava girecek parayı bulamazken. Siz her gün bu milletin çocuklarının geleceğini tehlikeye sokarken, biz sizin çocuklarınızın hepsinin geleceğini garantiye aldık. Başka devletlere itibarınız olsun diye, eşiniz hanımefendi alışverisini rahat yapsin diye, İngiltere gavur ellerinde cadde kapattık. Sizin yedikleriniz içtiklerinizin adıni bile bilmedigimiz, telaffuz edemediğimiz halde hepsinin bi tamam paralarını biz ödedik. Siz son otuz senede hiç fatura görmeyip, herhangi bir ödeme yapmadığftınız için hepsini biz ödedik. E bunlari birileri ödeyecekti elbet, biz ödedik. Hatta siz alınmayın diye bir çok seyi de "örtülü ödenek" den ödedik.

Biz kim miyiz? Mesela aramızda yerin 500 m altında asgari ücretle çalışan madenciler de var. Berber, kasap, mobilyacı, mimar, doktor da var. Artık ürün ekemeyen çiftciler, hayvan yetıştiremeyen köylüler de var, iş adamları da var aramızda.

Meselâ is çıkışı biraz gezeyim derken tecavüze uğrayan, sonra da size yakın kişiler tarafından " o saatte sokakta ne işi vardı" denilen kadın var ya, o da çok faturanızı ödedi sizin.

Şehit aileleri bile, içtiğiniz o ejderha meyvesi suyunun parasını ödedi. Millet yani yahu, millet. Yani bizler. 30 senedir biz bakıyoruz size. Yemedik yedirdik, giymedik giydirdik. O iş öyle sizin dediğiniz gibi değil, siz bizim karnımızı doyurmadınız, biz sizin karnınızi doyurduk. Hatta görulüyor ki baska bir insan olmanızı da sağlamışız. Sizin bu söyleminiz dünya siyasi tarihi için yabancı degil, ‘sizi ben yarattım’ deme noktasına gelmenize sanırım az kaldı.

*Mehmet Dağıstanlı

"Ben Kara Fatma"yı yazan.

Tiyatro oyuncusu, Yönetmen ve Ressam
cengiz-han
MessagePosté le: 12 Fév 2019 2:17    Sujet du message:



Laughing
cengiz-han
MessagePosté le: 03 Fév 2019 23:42    Sujet du message:

cengiz-han
MessagePosté le: 22 Jan 2019 1:24    Sujet du message:





Evil or Very Mad
cengiz-han
MessagePosté le: 21 Jan 2019 0:22    Sujet du message:

Yukarida Ilbey Hoca'nin son karesine delil :




Crying or Very sad

Powered by phpBB v2 © 2001, 2005 phpBB Group ¦ Theme: subSilver++
Traduction par : phpBB-fr.com
Adaptation pour NPDS par arnodu59 v 2.0r1